Üsküdar, tarihi dokusu, doğayla bütünleşen yerleşim yapısı ve güçlü kent kimliğiyle İstanbul’un en özel ilçelerinden biri. Ancak kentsel dokunun düzensiz dönüşümü, altyapı eksiklikleri ve iklim krizine bağlı riskler, kentsel çevrenin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu doğrultuda, doğal ve kültürel mirası koruyarak, yeşil alan sistemleri ile entegre, erişilebilir ve yaşam kalitesi yüksek bir kent yapısını geleceğe taşımak için çalışıyoruz.
Üsküdar, tarihi dokusu, Boğaz kıyılarında, yamaçlarında ve tepelerde gelişen farklı yoğunluk ve karakterdeki konut alanları, denizle ve doğa ile iç içe geçmiş yerleşme kültürüyle güçlü bir kentsel kimliğe sahip. Sokaklar, meydanlar, parklar, kıyılar, dini ve kültürel yapılar Üsküdarlılar için sadece fiziksel mekanlar değil, aynı zamanda toplumsal hayatın ve belleğin şekillendiği ortak alanlar olarak öne çıkıyor.
Hızlı kentleşmenin etkileri ve düzensiz yapılaşma afet riskleri ve iklim krizine karşı Üsküdar’ın kırılganlıklarını artırdı. Kentsel dönüşüm süreçleri devam ederken, bazı bölgelerde kamusal alan ve altyapı yetersizlikleri dikkat çekiyor, erişim sorunları yaşanıyor. Doğal ve kültürel miras ise tehdit altında. Üsküdar’ın kimliğini ve yaşanabilirliğini korumak için mekansal kararların bilimsel verilerle alınması, ekolojik ve sürdürülebilir bir planlama anlayışının benimsenmesi gerekiyor.
“Kent” teması kapsamında, doğal ve kültürel mirası koruyan, yeşil ve açık alanları güçlendiren, erişilebilir ve yaşam kalitesi yüksek bir kentsel yapı geliştirmek için birlikte çalışıp, uygulanabilir çözümler üreteceğiz.
Üsküdar’da arazi kullanımında en büyük payı konut alanları oluşturuyor. Bu alanlar, kıyıdan tepelere uzanan farklı yoğunluk ve karakterlerde şekilleniyor. Boğaz kıyılarında düşük yoğunluklu, bahçeli yapılaşmalar öne çıkarken; Ümraniye sınırında hisseli tapularla oluşmuş düzensiz dokular, Kadıköy sınırına yakın bölgelerde ise site tipi apartmanlar yaygın olarak görülüyor. İlçenin topografyası ve tarihsel gelişim sürecine bağlı olarak oluşan bu çeşitlilik, zengin bir mekansal yapı sunuyor.
Ticaret ve hizmet alanları ilçe geneline yayılmış olsa da, belli merkezlerde yoğunlaşıyor. İlçe merkezi; küçük esnaf, kültürel miras yapıları ve yüksek yaya hareketliliği ile hem ticari hem sosyal işlevlere sahip. Altunizade çevresi ise büyük ölçekli iş merkezleriyle öne çıkarken, yaya erişimi sınırlı bir yapı sergiliyor. Kadıköy ve Ataşehir sınırında yer alan yüksek katlı yapılar, rezidanslar ve AVM’ler, ilçedeki mekansal çeşitliliğin bir diğer yüzünü yansıtıyor.
Boğaz köyleri ve mahalle merkezleri, yerel ticaretin ve gündelik yaşamın sürdüğü semt merkezleri olarak önemli bir işleve sahip. Mevcut yapı stoku özellikle merkezde eski ve birçok bölgede deprem riskine karşı dayanıklı değil. Kentsel dönüşüm süreçleri hız kazanmış olsa da, bu dönüşüm yoğunluk artışı, çevresel baskılar ve mülkiyet temelli beklentiler nedeniyle yeni kentsel riskler doğuruyor.
Otoyol bağlantıları, büyük koruluklar ve hizmet alanları, kentsel dokunun sürekliliğini kesintiye uğratıyor; mekansal eşitsizlikleri artırıyor. Bu da hem erişilebilirlik hem de afetlere karşı direnç açısından zayıflık yaratıyor. Geleceğe yönelik plan süreçlerinde, dönüşümün sadece fiziksel yenilenme değil, aynı zamanda toplumsal uyum, adil paylaşım ve kamusal faydayı önceleyen bir yaklaşımla ele alınması, Üsküdar’ın özgün kimliğini koruyarak dirençli bir kent yapısına ulaşması açısından kritik önem taşıyor.