Üsküdar, yerel işletmelerden büyük şirket merkezlerine, esnaf kültüründen yaratıcı sektörlere kadar geniş bir ekonomik çeşitliliğe sahip. İlçenin ekonomik geleceğinde sürdürülebilir ve teknoloji odaklı ekonomik dönüşüm ön planda. Bu doğrultuda, büyük ölçekli ekonomik yatırımlarla yerel üretim ve girişimcilik modellerini dengeli şekilde geliştirebilecek, herkes için erişilebilir fırsatlar sunan bir kent ekonomisine ulaşmayı hedefliyoruz.
Üsküdar’ın ekonomisi ağırlıklı olarak toptan ve perakende ticaret, inşaat ve teknik hizmetlere dayanıyor. Hizmet sektörü, ilçenin ekonomik yapısının temelini oluştururken, kafeler, restoranlar, sağlık hizmetleri, eğitim kurumları ve konaklama tesisleri kent ekonomisini canlı tutuyor. Ulusal ve uluslararası şirketlerin ofislerine ve büyük otel zincirlerine ev sahipliği yapan bölgeleri ile tarihi liman alanları, ilçenin ekonomi dünyasındaki yerini güçlendiriyor. Son yıllarda girişimcilik ekosistemini destekleyen altyapılar sayesinde genç girişimciler ve teknoloji odaklı yenilikler teşvik ediliyor. Tarihi dokusu ve kıyı bölgeleri ise turizm, yerel ticaret ve konaklama sektörlerini besleyen ekonomik bir dinamizm yaratıyor.
2050’ye doğru ilerlerken, dünya genelinde sürdürülebilir ve teknoloji odaklı ekonomik dönüşüm ön planda. Dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyonun yaygınlaşması, yeşil dönüşüm, uzaktan çalışma modelleri ve e-ticaretin büyümesi, önümüzdeki yıllarda iş yapış biçimlerini değiştirmeye devam edecek. Üsküdar ekonomisinin bu dönüşümden nasıl etkileneceği önemli bir konu olmakla birlikte, yerel esnafın büyük ticari zincirlerle rekabet etme zorlukları, geleneksel üretim alanlarının azalması ve turizm potansiyelinin yeterince değerlendirilememesi, ekonominin geleceğine dair kritik meseleler arasında. Süregelen inşaat ve ulaşım projeleri, ticari faaliyetleri dönemsel olarak olumsuz etkileyebilirken, ilçenin bir geçiş noktası olmasının ekonomiye sağladığı katkı açısından tartışılması gerekiyor.
“Ekonomi” teması kapsamında, dünyadaki hızlı dönüşüm sürecinde ve ekonomik belirsizliklerle birlikte adil ve sürdürülebilir bir yerel ekonomiyi birlikte nasıl geliştirebileceğimizi tartışacağız. Birlikte, Üsküdar’ı, büyük ölçekli ekonomik yatırımlarla yerel üretim ve girişimcilik modellerini dengeli şekilde geliştirebilecek, herkes için erişilebilir fırsatlar sunan bir kent haline getirmeye yönelik projeler üretmeyi hedefliyoruz.
Üsküdar, Türkiye genelinde SEGE-22 sonuçlarına göre 973 ilçe arasında 16., İstanbul ilçeleri arasında 11. sırada yer alarak sosyo-ekonomik gelişmişlik açısından üst sıralarda konumlanıyor. İlçede İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı 14.620 işyeri bulunurken, 349.952 çalışan sayısıyla İstanbul’un en yüksek ikinci istihdam hacmine sahip ilçesi konumunda. Ekonomi ağırlıklı olarak toptan ve perakende ticaret, inşaat ve teknik hizmetlere dayanıyor. Tarihi çarşılar ve kültürel çeşitlilik ilçeyi öne çıkarırken, turizm işletmesi sayılarının düşük olması ilçenin turizm potansiyelini yeterince değerlendiremediğini gösteriyor.
Ticari faaliyetler belirli alanlarda yoğunlaşırken, düşük gelirli mahallelerde ekonomik canlılığın sınırlı olduğu görülüyor. Küçük esnaf rekabet güçlüğü yaşıyor ve yerel işletmeler sürdürülebilirlik sorunlarıyla karşı karşıya. Genç işsizlik, kadınların işgücüne düşük katılımı sorunlar arasında ve yaşlı nüfusun artması bakım ekonomisi ihtiyacının artış eğilimine işaret ediyor. ÜSİM (Üsküdar İstihdam Merkezi) gibi girişimlerin varlığına karşın, istihdam platformları dijitalleşme, erişilebilirlik ve kapsayıcılık açısından güçlendirilmeye ihtiyaç duyuyor.
Üsküdar’ın ekonomik kalkınması için küçük esnaf ve yerel üreticilerin desteklenmesi, dezavantajlı gruplara yönelik girişimcilik ve eğitim programlarının yaygınlaştırılması, yaratıcı sektörlere yönelik desteklerin artırılması, istihdam platformlarının dijitalleştirilerek geliştirilmesi ve turizmle kültürel miras etrafında bütüncül planlamalar yapılması ekonomi politikaları açısından öne çıkıyor.
Üsküdar hizmet sektörüne dayalı, gelişmiş bir ekonomik yapıya sahip olmakla birlikte, girişimcilik, yaratıcı sektörler, turizm ve sosyal kapsayıcılık eksenlerinde gelişme potansiyeli taşıyor. Bu potansiyelin hayata geçmesi, özellikle kadın ve gençlere yönelik istihdamı artıran politikalarla, yerel ekonomiyi güçlendiren uygulamalarla ve sosyal adaleti gözeten stratejilerle mümkün.